''ALLAH'' de ve onlari terk et..

1/12/2008 - ”Ey kervancı! Çek kervanı sevgilini köyüne”

Sarışın sonbahar günleri geride kalıyor.

Kış kapımızda…

Son baharın bu son günlerinde; üzerlerinde beyaz elbiseleriyle insanlar sevgilinin köyüne koşuyorlar.

Yakınları yaşlı gözlerle el sallarken arkalarından onlar beyaz güvercinler gibi kanatlanıyorlar ışığın göründüğü ufuklara …

Kalbinde karar kalmayan yorgun yolcular; ”Ey kervancı! Çek kervanı sevgilini köyüne” diyerek, yollara düşüyorlar.

Uçaklar havalanıyor,otobüsler yollara düşüyor…

Benimse, Ka'be'nin yalnız yılları düşüyor hayalime.

Ka'be'nin yalnız yılları…

 

* * *

Bir sonsuz çöl…

Güneş, gökte ateşten bir darağacı…

Kımıltılarıyla küçük haşereleri andıran kumlar bile ağzını açmış su dileniyor.

Çöl yandıkça yanıyor.

Çölün ortasında siyah küçük bir karaltı…

Yalnız, yapayalnız bir çocuk …

Bir başına…

Yalnızlığın heykelini yontuyor.

Yalnızlık, her an bir anıt gibi yükseliyor çölde.

Çocuk ağlıyor, debeleniyor.

Su diye inliyor.

Çölde atın üstünde bir adam uzaklaşıyor…

Bir kadın adamın arkasından bağırıyor.

“Nereye gidiyorsun İbrahiiim!”

Ses kayboluyor çölün buğusunda.

Ses kayboluyor çölün sonsuzluğunda.

Ses karışıyor çölün uğultusuna.

Kadın bağırıyor,bağırıyor.

Atın üstündeki adam ardına bakmaksızın uzaklaşıyor…

“Bizi bu ıssız yerlere bırakmanı Allah mı emretti?

“Evet.”

“Öyleyse o bizi korur.”

Atın üstündeki adam, ateşlerde yürüyen peygamberdir.

Yanan bir çölün ortasında, oğlunu ve hanımını bırakmanın ateşi yakar bağrını;

“Ey Rabbimiz! Ailemden bir kısmını senin hürmetli evinin yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Namazlarını evinin yanında dosdoğru kılsınlar diye. Ey Rabbimiz! Sen de insanlardan mü'min olanların gönüllerini onlara meylettir…”

Onun imtihanı hep ateşlerde yanmaktır.

Bu defaki Nemrut'un ateşinden de yakıcıdır. Rabbinden ısrarla istediği biricik oğlu İsmail'i ve annesini bir ateş çölünün ortasına atmıştır.

Üstelik onlara bir açıklama bile yapamamıştır.

Nemrut'un, gökleri delen alev dalgalarının arasına düşerken gülistan olan gönlü, bu defa alev alev yanmaktadır.

En sevdiği ile imtihan olmak; ateşten bir gömlektir.

Hz İbrahim, sırtına o gömleği giymiştir.

Hz. Yakub'un sırtına zorla geçirilen gömlek; O'na kendi elleriyle giydirilmiştir..

Nemrut'un ateşine mancınıkla atıldığı halde, İsmail'in ateşine kendi rızasıyla atlamıştır.

Çölde çaresiz bir kadın…

Yavrusu yanmaktadır.

Bir damla su…

Bir damla rahmet…

Hz İsmail… Bir damla rahmete muhtaçtır.

Aslında, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığın muhtaç olduğu “Alemlere Rahmet” de o bir damlada saklıdır

Bir tepeden diğerine koşar…

Merve'den Safa'ya, Safa'dan Merve'ye yedi kez uçar umudunun yorgun kanatlarıyla

Elini gözüne siper edip uzaklara bakar.

Kuşların inip kalktığı bir su birikintisi var mı, diye.

Çöl yanıyordu…

Kuşlar bile uçmazdı bu ateş yurdunda…

O, bir çöl kekliği gibi uçuyordu.

Durmadan çırpınıyor, durmadan kanat çırpıyordu.

Su… Bir damla su…

.

Hz. Hacer'in, çöldeki gülü yanmamalıydı. O yanarsa insanlık yanardı.

O bir gül değildi, gülşendi.

İçinde Güllerin Efendisi'ni (sav) saklayan bir gülistandı…

Hz. Hacer çaresizdi…

Bitkindi…

Tepeden tepeye uçmaktan, uzaklara bakmaktan umut kanatları yorulmuştu.

Oğlunun yanına geldi.

İsmail'i gidiyordu.

Bir damla suya hasret gidiyordu.

O bir anaydı.

Çaresiz bir ana.

Elinden geleni yapmış, sebepler sukut etmişti.

Gökte bulutlar çoktan çekilip gitmişti, gönülde de umut pınarları çekilmek üzereydi.

Şimdi darda kalmıştı.

Sadece ellerini değil, yüreğini de açtı Yaradan'a.

Yavrusunun gözyaşlarını biriktirdiği yüreğinin, yangınıyla yalvardı Rabb'ine.

“ Ey bu yerlerin sahibi Allah'ım! Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bize acı, bize merhamet et. Ey dar da kalanların imdadına yetişen Rabbim!...”

Çölün yanan bağrından,

Bir ananın yangın yeri yüreğinden,

Cennet'in gülşeninden bir su fışkırdı,

Zemzem…

Çöl suya kavuştu…

Önce kuşlar suya doğru uçtu…

Sonra insanlar koştu…

Çöldeki yalnız çocuğun ve anasının etrafı şenlendi…

İsmail büyümüştü.

İsmail serpilmişti.

Öyle güzel, öyle sevimliydi…

Bir gün babası çıkıp geldi İsmail'in.

Arşın tam altına…

Meleklerin ibadet ettiği mukaddes mabedin izdüşümüne…

Gökteki Allah'ın evinin tam altına;

Allah'ın yeryüzündeki evini inşa ettiler.

Yukarda, gökteki melekler dönerken, aşağıda da yerdeki melekler dönsün diye.

İnsanlar bölük bölük gelsin, bu ıssız yerler şenlensin diye.

Ka'be tamamlanınca Âlemlerin Rabbi;

“ Ey İbrahim! İnsanları çağır gelsinler.”

“Ya Rabbi! Sesimi duyarlar mı?”

Hz. Hacer'in çöldeki sesini duyan bu yerlerin sahibi, Hz İbrahim'in de davetini dünyanın dört bir yanına duyurdu.

Aşk ateşiyle yananlar,

O güzel yerler gözlerinde tütenler,

Kirpiklerini yummadan sabahı edenler,

Namazı, Rasulullah'ın(sav) yanında kılmak, ezanı Hazreti Bilal'in sesinden işitmek, isteyenler,

Hira-Nur Dağın'ın zirveleride meleğin sesini duymak Ka'be'ye yüz sürmek isteyenler

dünden bu güne hep yollarda…

O gün bu gün;

“Ka'be'nin yolları bölük bölük”

Yolcular,geceleri karanlık bastırınca; yüreklerinden çıkan aşk ateşinin kıvılcımlarında yol aldılar.

Develer yorgunluktan durduğunda, yolcular sevdasından duramadılar.

Gece -gündüz hep yürüdüler.

Kendince bir yol bulabilen herkes düştü yollara…

O yolları, yorgun develerle geçenler de oldu, yalınayak yürüyenler de…

Bu günlerde; Sarı Molla gibi;

“Ey sarban zimamı çek semt-i kuy-u yare

Virane dilde zira, yer kalmadı karare”

diyenler, yine yollarda…

Üzerlerinde beyaz elbiseleri… Mahşere koşar gibi koşuyorlar.

Yakınları yaşlı gözlerle el sallarken arkalarından; onlar beyaz güvercinler gibi kanatlanıyorlar ışığın göründüğü ufuklara …

Kalbinde karar kalmayan yorgun yolcular; ”Ey kervancı! Çek kervanı sevgilini köyüne” diyerek, yollara dökülüyor.

Uçaklar havalanıyor, otobüsler yollara düşüyor…

Benimse Ka'be'nin yalnız yılları düşüyor hayalime.

Güllerin Efendisi'nin (sav), yalnız namaz kıldığı, duvarına başını koyup bir başına ağladığı, Rabb'ine yalnız yalvardığı yıllar…

O günleri, sonraları talihliler arasına girecek olan Afif el-Kindi anlatıyor;

“Bir gün çocuklarıma elbiselik almak için Mekke'ye gelmiştim.

Peygamberimizin amcası Abbas'la birlikte Ka'be'nin yanında oturuyorduk.

Güneş bir hayli yükselmişti.

Ay yüzlü olgun bir delikanlı çıka geldi.

Önce şöyle bir gökyüzüne baktı.

Sonra Ka'be'ye doğru yöneldi.

Sonra bir çocuk geldi, sağ yanına durdu. Az sonra bir kadın geldi o da arkalarına durdu.

Olgun genç eğildi, arkadakiler de eğildi, o, doğruldu onlar da doğruldu, o secdeye gitti onlar da gitti.

Ben, “Abbas! Vallahi ben büyük bir iş, şaşılacak bir şey görüyorum,” dedim.

“Evet! Bu büyük bir iş, onların kim olduğunu biliyor musun?”

“Hayır.”

“O, olgun insan Hz. Muhammed (sav), yeğenim olur. Küçük çocuk Ali, kardeşim Ebu Talib'in oğlu. Kadın da Hz. Hatice. Vallahi ben yeryüzünde bu dinden olan bu üç kişiden başka bilmiyorum.”

Üç kişi…

O günler öyleydi…

Ka'be'nin yalnız yıllarıydı…

Yalnız yılları…

Harun Tokak / Yeni Şafak

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

3/12/2007 - ...

13 YorumYorum yaz!Bağlantı

12/6/2007 - HADİSLER

 

(Allah Rasûlü) “Din nasihattir/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah'a, Kitabina, Peygamberine, Müslümanlarin yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, Imân, 95.

Islâm, güzel ahlâktir.

Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

Insanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

 

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

 Kolaylastiriniz, güçlestirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

                                    

                                                              Buhârî, Ilm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

 Insanlarin Peygamberlerden ögrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadiktan sonra diledigini yap!” sözüdür.

 

                                                    Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.

Hayra vesile olan, hayri yapan gibidir.

 

                                                                              Tirmizî, Ilm, 14.

Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa ayni yanilgiya düsmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

Nerede olursan ol Allah'a karsi gelmekten sakin; yaptigin kötülügün arkasindan bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. Insanlara karsi güzel ahlakin geregine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.

Allah, sizden birinizin yaptigi isi, ameli ve görevi saglam ve iyi yapmasindan hosnut olur.

Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat, 1/275; Beyhakî, ?u'abü'l-Îmân, 4/334.

Iman, yetmis küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah'tan baska ilah yoktur)” sözüdür, en düsük derecesi de rahatsiz edici bir seyi yoldan kaldirmaktir. Haya da imandandir.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

Iki göz vardir ki, cehennem atesi onlara dokunmaz: Allah korkusundan aglayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd, 12.

Zarar vermek ve zarara zararla karsilik vermek yoktur.

Ibn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta', Akdiye, 31.

Hiçbiriniz kendisi için istedigini (mü'min) kardesi için istemedikçe (gerçek) iman etmis olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

Müslüman müslümanin kardesidir. Ona zulmetmez, onu (düsmanina) teslim etmez. Kim, (mümin) kardesinin bir ihtiyacini giderirse Allah da onun bir ihtiyacini giderir. Kim müslümani bir sikintidan kurtarirsa, bu sebeple Allah da onu kiyamet günü sikintilarinin birinden kurtarir. Kim bir müslümani(n kusurunu) örterse, Allah da Kiyamet günü onu(n kusurunu) örter.

Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

Iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmis olamazsiniz.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sifâtu'l-Kiyâme, 56.

Müslüman, insanlarin elinden ve dilinden emin oldugu kimsedir.

Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.

Birbirinize buguz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah' i n kullari, kardes olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardesi ile dargin durmasi helal olmaz.

Buhârî, Edeb, 57, 58.

Hiç süphe yok ki dogruluk iyilige götürür. Iyilik de cennete götürür. Kisi dogru söyleye söyleye Allah katinda siddîk (dogru sözlü) diye yazilir. Yalancilik kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kisi yalan söyleye söyleye Allah katinda kezzâb (çok yalanci) diye yazilir.

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.

(Mümin) kardesinle münakasa etme, onun hosuna gitmeyecek sakalar yapma ve ona yerine getirmeyecegin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.

( Mümin) kardesine tebessüm etmen sadakadir. Iyiligi emredip kötülükten sakindirman sadakadir. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadir. Yoldan tas, diken, kemik gibi seyleri kaldirip atman da senin için sadakadir.

Tirmizî, Birr, 36.

Allah sizin ne dis görünüsünüze ne de mallariniza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve islerinize bakar.

         Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.

Allah' i n rizasi, anne ve babanin rizasindadir.

Allah' i n öfkesi de anne babanin öfkesindedir.

Tirmizî, Birr, 3.

Üç dua vardir ki, bunlar süphesiz kabul edilir:

Mazlumun duasi, misafirin duasi ve babanin evladina duasi.

Ibn Mâce, Dua, 11.

Hiçbir baba, çocuguna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.

Sizin en hayirlilariniz, hanimlarina karsi en iyi davrananlarinizdir.

Tirmizî, Radâ', 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygi

göstermeyen bizden degildir.

Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

Peygamberimiz isaret parmagi ve orta parmagiyla isaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse baskasina ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette iste böyle yanyanayiz” buyurmustur.

Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.

(Insani) helâk eden su yedi seyden kaçinin. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah'a sirk kosmak, sihir, Allah' i n haram kildigi cana kiymak, faiz yemek, yetim mali yemek, savastan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadinlara iftirada bulunmak buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tibb, 48; Müslim, Îmân, 144.

Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komsusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayir söylesin veya sussun.

Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

Cebrâil bana komsu hakkinda o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komsuyu komsuya mirasçi kilacak zannettim.

Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.

Dul ve fakirlere yardim eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.

 Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.

Her insan hata eder.

Hata isleyenlerin en hayirlilari tevbe edenlerdir.

Tirmizî, Kiyâme, 49; Ibn Mâce, Zühd, 30.

Mü'minin baska hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardir; O'nun her isi hayirdir. Eger bir genislige (nimete) kavusursa sükreder ve bu onun için bir hayir olur. Eger bir darliga (musibete) ugrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayir olur.

Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.

Bizi aldatan bizden degildir.

Müslim, Îmân, 164.

Söz tasiyanlar (cezalarini çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.

Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.

Isçiye ücretini, (alninin) teri kurumadan veriniz.

Ibn Mâce, Ruhûn, 4 .

Bir müslümanin diktigi agaçtan veya ektigi ekinden insan, hayvan ve kuslarin yedikleri seyler, o müslüman için birer sadakadir.

Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

Insanda bir organ vardir. Eger o saglikli ise bütün vücut saglikli olur; eger o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.

Rabbinize karsi gelmekten sakinin, bes vakit namazinizi kilin, Ramazan orucunuzu tutun, mallarinizin zekatini verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

Tirmizî, Cum'a, 80.

10 YorumYorum yaz!Bağlantı

12/5/2007 - Filistin Elinde Bir Taş Olsam...

 

 

 

 

 

Filistin Elinde Bir Taş Olsam...

 

 

Filistin elinde bir taş olsam; metâl yığınlara çarpan. Sonra bir rüzgâr sektirse bedenimi Gazze sahillerine doğru. Oradan okyanuslara adım atsam ve balıklara fısıldasam sevdâlarımı. Enkaz altında kalan yüreğime bir duvar diksem. Tecrit etsem nedâmetli yaralarımı gönlümden. Kapansa solungaçlarım ve ölümün soğuk yüzünü hissetsem Kudüs sokaklarındaki gibi.

Elimi kolumu gersem dürreleşen hezeyânlarıma. Korusam onu serseri kurşunların çığlıklarından. Sağa sola savrulan öldürücülerin ortasında, toz duman içinde kalsa her yanım. Bir kameranın camekanında unutulmaz, vazgeçilmez bir poz olarak, ölümü kutsayan dünyalılar tarafından çekilmiş kalmasam.

Sultânı olmasam bir kerecikte dünyanın. Bir kerecikte isyan etsem altından ördüğüm kafesime. Bülbülü kıskandırsam güller ötesinden. Kömürleşmiş gözlerimi yakan, acı sulara bir alev çaksam ve mumum döküldüğünde, oracıkta duygularımla donmasam.

Semâyı kıskanıyor ve orada durmadan adımlamak istiyorum daraldığım vâkitlerde. Gökyüzü neden mavidir diye kendime sorsam; cevabını vahalardan doldurduğum kandan alsam ansızın: Gökyüzü hırsızların, arsızların, kansızların basamadıkları için mavidir!..

Filistin elinde bir taş olsam; yeşilimsi bir inşaâta tuğla olarak eklenen. Yükselsem kat kat, tümseksiz duygularımın üzerine inşâ etsem sadrımı ve sabrıma bir asrı sığdırsam o yapıda. Sıvamı umuttan yoğursalar ve kirpiklerimden yapılmış bir kürekle atsalar üzerime varlığımı. Çiseleyen ilk cemrenin asırlara haykıran dokunuşuyla yıkasalar bedenimi. Ellerimi örümcek ağlarında değil, beyazları görülecek dağlarda ovalasam.

Serap siluetleriyle doldurulmuş bir vadide, son rol oyuncusu olmak zor. Başrolünü üstlenememişken hecelerimin, milyonlarca kelime sarf etmesem. Kelimelerimi anlamasalar da, anlamlandırsalar zulümden nâsibini almışlar.

Yaşamı anlamlandırsa milyonlar neler değişmez ki! Süpürülen kapı önlerine bırakılan gümrah karartılarda gölge olmasam. Eğer, illahaki gölge olacaksam, güneşin doğmaya en yakın zamanındaki gölgesi olsam mor bir kalemle çizilen.

Dört bir yanımdan esen kuru ayazlara atmosferde bir siper kazsam. Çağın her saldırısında oraya sığınsam. Sâğânâğın biteceği güne dek eğsem başımı ve yüreğimden geçen kurşunlara bir bir çentik atsam. Sonra tükense zulmün kurşunları, attığım çentikleri saysam, ibret alsam. O günden sonra, hâyâtın ibresini günahlara değil, varlıklara doğru çevirsem.

Filistin elinde bir taş olsam; toprağın bağrına saplanan. Devşirme insancıklar takılsa vücuduma, düşürsem kalelerini teker teker. Özgür Kudüs düşleri kursam ay ışığının tenime baktığı gecelerde. Kapasam gözlerimi ve retinama samimiyet dolu bir medeniyet tâhâyyülü yaşatsam. Gurbetlere bir kez daha taş olup yağsam. Çiseleyen cemreyi kıskandırsam, yağdığım kâplarda tatlı sulardan göletler açsam.

Elbet cennete çeviremeyeceğim dünyamı, cehenneme çevirmek isteyenlere izin vermesem. Gül eksem yol kenarlarına, şebnemi olmasa da, ırmaklara girintiler kazsam. Kâlbimi tırnaklasam, kanını akıtsam. Hâyâtta olduğunu anlayabilsem, hâyâtta değilse eğer, sıksam damarlarını da suizan anjuyolar yaptırsam.

Gırnata’nın perdelerini çeksem, Kurtuba’ya selam versem. Kilometrelerce uzunluktaki kandillerle aydınlatılmış caddelerinde yol alsam Endülüs’ün. Bir tutam gaz yağı da ben damlatsam lambalarına. Yakılan gemilerin enkazını değil, ruhunu söküp çıkarsam denizin dibinden. Bir ibrik neşe akıtsam ektiğim güllere, bir ibrik dolusu şefkâtle sulasam mevsimlerimin tütsülü güzlerini.

Filistin elinde bir taş olsam; dokuz taş oyununda üstüste dizilen. Diriliş için konulsam, beni yıkmaya gelenlere karşı sapasağlam dursam. Kendimi pamuk gibi hissetmesem de, taşlığımı, duruşumu idrâk etsem.

Filistin ellerinde taş olamadım; bari insan olmasam da, amazon ormanında bir taş olsam. Nehir üzerimden aksa ve ben öylece dursam...

 

                                                                             Selman Maltaş

 

 

7 YorumYorum yaz!Bağlantı

9/4/2007 - namaz ...

13 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

insan ancak Allah 'a kullukla mutlu olur!"Ey gökleri ve yeri vareden! Sen benim dünya ve ahirette dostum ,koruyucumsun."

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

esin
yunusum
ucarsu
dostlukrehberi
1982fatma
uneshan
lotuse
sevgiyumagi
faruk ertekin
4292006
eroman
mustafabaygin
visal
filizsarihan
zalimmm
gulsultan
oysabirumuttu
ruhlargemisi
takvadostlugu
gevezedekim
muhacirkizi26
hamedo
o2h
mondlicht
hvvnr2000
Website Counter
Web Site Counter